Yazılar

Saturday, November 02, 2013

League of Legends ve homofobi !

İki sezondur League of Legends oynuyorum. Türkiye sunucusu açılmadan önce de aynı muhabbet yapılıyordu ama bu sefer ki başka. Önce karakterlerimi biraz tanıyalım.



Taric


Taric bot lane(aşağı koridor) de çok başarılı olan support(destek) karakterlerden biridir. Görevi ise bütün supportlar gibi yanında oynayan Attack Damage Carry ( Hasar gücü taşıyıcısı) şampiyonunu korumaktır. Yetenekleriyle hem ADC nin canını hem de kendi canını yükseltebildiği gibi rakip takımın oyuncularını kısa bir süreliğine hareketsiz bırakabilir. 
Ezreal


Ezreal bot lane(aşağı koridor) de en çok oynadığım şampiyonlardan birisi. Attack Damage Carry(Hasar gücü taşıyıcısı) şampiyonu. Rakip takımın oyuncularını katletmekte oldukça başarılı. Kaçma yeteneği de oldukça başarılı. 
















Ezreal ve Taric bot lane'de oldukça iyi bir ikili. Fakat bunca zamandır bu iki şampiyon hakkında bir dedikodu var. Bu karakterler eşcinsel mi ? 


Taric'in skin(kostüm) lerinden bir tanesini inceleyelim. 



Bu kostümde feminen bir erkek görüyoruz. Oyun dışı görüntüsü böyle olsa da oyun içinde çok farklı aslında. 
Bu şampiyon Ezreal ile beraber çok sık oynandığı için bir takım homofobik insan bu karakterlerin eşcinsel olduğunu ve Ezreal ile ilişkilerinin olduğunu söylüyor. Hayır benim merak ettiğim şey homofobiyi getirebilecekleri son nokta neresi. Hayal edemiyorum. Hadi oyun hakkında böyle konuşmalarını anlarım da bu karakterleri seçip oynayan insanları yadırgamaya başlıyorlar. Oyunun sohbetinden...

"Ahahah dat gayz !"
"OMG !! again premade gays strike again. "

Ahahah çok komik. Şapşikler..
Türkiye sunucusunda durum daha da vahim..

" Oha Tarık ve Ezreal almışlar. Günah değil mi lan onlar top ? "

Taric'e Tarık demeleri yetmezmiş gibi top diyorlar.

Ezreal : " Senin ananı bacını ***** sen kimsin bana top diyorsun ?? "
Taric :  " Tamam aşkım sus artık :D " 









Bu sohbetler yapılırken biz de oyun oynamaya çalışıyoruz işte. 


Şok edici google arama sonuçları !















Ayrıca internette gezinen bir kaç görsel.







İnternette dolaşan bir video.





Gelelim türkiye forumlarından bir kaç posta. Siz kimsiniz ya ?











ALLAH BELANIZI VERSİN HOMOFOBİKLER !!! 




Saturday, November 02, 2013 Posted by Gay Beyi 5

Annem eşcinsel olduğumu öğrendi.

Merhaba blog ve izleyenler. Uzun zaman oldu yazmayalı. Günlük niteliğinde yazdığım son yazı bu sanırım. Yaktım sigaramı başlıyorum anlatmaya.


15 Ekim 2013


Hornet'i bilmeyeniniz yoktur herhalde. Etrafınızdaki gayleri gösteriyor. Onlarla konuşuyorsunuz, fotoğraf falan paylaşabiliyorsunuz.
Uyandım, telefonumda bir bildirim vardı. Hornet'ten resimsiz biri yazmış.

Blue - Eliot ?
Blue - Bu sen misin ?
Blue - Seni burada gördüğüme inanamıyorum ?
Eliot - Kim olduğunu söyle de ben de biraz meraklanayım.



Böyle bir konuşmanın ardından iki gün sonra...


17 Ekim 2013 sabahında ailecek kahvaltı yapıyorduk. Annem her zamanki gibi normal davranıyor, televizyon eşliğinde çayını içiyordu. Sohbet ediyorduk. Evin diğer halkı kapı zilinin çalmasıyla birlikte bayram misafirlerini ağırlamak için sofradan kalktılar. Annemle baş başa kaldık. Birden lise yıllarından arkadaşımın iki gün önce bana attığı mesaj aklıma geldi. Yediğimizin içtiğimizin ayrı gitmediği bu eski arkadaş bana " Yıllardır görüşmüyoruz, hayatlarımızdan neler kaçırdık kim bilir. Bayramda görüşelim."  demişti. Bunu anneme söyleme gereği hissettim ve aynen aktardım. Birden rengi değişti. Eski günlerin aklına geldiğini söyledi. Bundan beş altı sene önce cep telefonumu yakalamıştı. "Nimbuzz" adlı mobil sohbet programındaki profilim ve konuşmalardan bahsetti. (Sanal sex amaçlı açılmış bir eşcinsel profil) Vakti zamanında güzel bir yalan kıvırıp atlatmıştım bu tehlikeyi. Bir wap sitesinde insanların sohbet kayıtlarını yayınlayarak onları rezil ettiğim bir sanal çetenin olduğunu iddia etmiştim ki gerçekten vardı öyle bir çete ve  wap sitesi. Her neyse.. Bu aralar böyle garip bir hobimin olup olmadığını sordu. Ben de böyle şeylerin eskide kaldığını ve artık bu tarz saçma eğlencelerle uğraşmadığımı söyledim. Ardından benim için geçici kıyamet günün getiren soru geldi...


Peki Hornet ne oğlum ? 

Hornet'ten bana yazan annemmiş.Afalladım. Gözlerim doldu. İkimiz de ağlamaya başladık. Bu arada misafirler kalkmıştı. Evin diğer üyeleri bize doğru yaklaşıyordu. Göz yaşlarımızı sildik. Soluğu balkonda aldım sigara içmek için. Ne yapacağımı bilmiyordum. İki dakika sonra annem balkon kapısının camına yaslanmış ağlıyordu. Sigaramı attım ve içeri girdim. Sarılıp ağlamaya başladık. Beni böyle kabul edemeyeceğini, ailemizin ve dinimizin belli olduğundan falan bahsetti. Artık her şeyi anlatmanın zamanı gelmişti. Karşıma oturtup her şeyi anlattım. Eşcinselliğin ne demek olduğunu, altı sene kadar en yakın arkadaşıma aşık yaşadığımı, yakın arkadaşlarımın eşcinsel olduğumu bildiğini vesaire vesaire.. Gay barlarda insanlara öpüşüp seviştiğime kadar anlattım. Her şey çok ağır geliyordu onun için ama aşırı doz en iyisidir. Bir süre kendini suçladı, sonra beni böyle kabul edebileceğini söyledi. Benim için yaşadığını, beni anlamaya çalıştığını ve konu hakkında araştırma yapacağını belirtti.

Şuan aramız gayet iyi. Anormal davranmıyor. Her şey eskisi gibi. Rahatım. Mutluyum. Üstümden koca bir yük daha kalktı.


Saturday, November 02, 2013 Posted by Gay Beyi 7

Thursday, February 28, 2013

12 Ocak 2013 ve Dalida - Bang Bang

Merhaba blog ve izleyicilerim. 10 Ocak 2013 tarihinde yazdığım "Bir deniz kıyısında..." başlıklı post iki gün sonra hayatımın şoklarından birini yaşamama neden oldu. Anlatayım. Kendimi ancak toplayabildim.

Yazıda ismi geçen Hakan adlı şahısla her zaman ki gibi görüntülü görüşme yaparken kendisine kanım kaynadı ve gizli blogumda onunla ilgili bir yazı paylaştığımdan bahsettim. Ne olduğunu merak etti ve söylemem için diretti. Bu arada yanında ev arkadaşları ve "O" mevcut. Hayır falan desem de kendisiyle ilgili olan kısımdan bir kaç cümle okudum. Sen tut o cümleleri google ile ara. Blogumu bul. Konuşma esnasında Hakanın bilgisayarından Dalida - Bang Bang çalmaya başladı. Suratımda ki ifadeyi unutamıyorum. Her şey bitmişti benim için. Hayatım bitmişti. Ölmüştüm sanki. Kelimelerle ifade edemiyorum. Hakan, ev arkadaşları ve en kötüsü de "O" her şeyi okuyabiliyorlardı artık. Apar topar çağrıyı sonlandırdım. Arkasından blogu sildim. Her şeyi kapattım ve kendimi elimde sigara ile beraber balkonda buldum. Eşcinsel olduğumu bilen arkadaşlarımı aradım ama ulaşamadım. Saat sabahın altısı tabi. Bir iki gün sonra bir şey olmamış gibi davranmaya başladılar. "O" telefon açtı ve şaka olup olmadığını sordu. Ben ise sadece "gibi" diyebildim ne evet ne de hayır. Süregelen tedirginlikle beraber kendimi eşcinsel olduğumu bilen ve eşcinsel olan arkadaşımın yanında buldum. Bana her şeyin düzeleceğini, hayatımda bir değişim olmayacağını söyledi. İnanmadım haliyle. Ağladım sustum tekrar konuştum. Sonsuz bir döngüye girmiştim sanki. Korkuyordum ya kaybettiysem diye. Sonucu merak ediyordum kanser olmuş bir hasta gibi. Doğum günüm geldiğinde iste gece on iki olur olmaz "O" nun sevgilisinden mesaj aldım. İlk mesajı göndermeyi nasıl becerdi bilemiyorum. Uyandığımda hala doğum günümdü, bir çok insan aramış ve mesaj göndermişti. Bir tek "o" yoktu. Dayanamadım ve mesaj gönderdim bir şeyi unutmadın mı diye. Doğum günümü kutladı. Buraya gelecek misin diye sordum sanmıyorum diyerek cevapladı. Bu konunun konuşulması çok zor olacaktı. Bir hafta sonra ise artık açıkça konuşmam gerektiğini düşündüm ve mesaj gönderdim. Bir şeyler saklamaktan yorulduğumu ve zamana ihtiyacım olduğunu söyledim. Kendisi için hiçbir şeyin değişmediğini belirtti ve  neden ilk önce ona söylemediğimi sordu. " Seni sonsuza kadar kaybetmekten korktuğum için. " dedim. Yanıma geldiğini ve gelince etraflıca konuşacağımızı söyledi.

Yanıma geldi. Buluştuk ve her zaman ki mekanlarımızdan birine gittik. Mc Donald's ve sıcak çikolata ikilisi. Kendisi için tekrar içmem gerektiğini söyledi. Gülümsedim. Birer tane kaptık ve terasa çıktık. Konuya girmekte zorluk çeksek de her şeyi konuştuk. Beraber vakit geçirdik. Teknoloji mağazalarını gezdik falan filan. Kuzeninde kaldık bir kaç gün. Oyun oynadık. Dana her zaman ki gibi itekleyerek uyandırdı beni. Her şeye rağmen beraber vakit geçirmek güzeldi. Hayati faaliyetlerimden biri olan gülmeyi gerçekleştirebiliyor olmam güzeldi.

Ve gideceği günün sabahı  Hakan'ın yaşadığı şehre gidecektim. Gece vedalaşmak için sözleştik. Evine geldiğimi söyledim mesaj aracılığıyla. Yarın buluşsak olmaz mı diye cevap aldım. Sonrasında gönderdiğim hiç bir mesaj iletilmedi. İki buçuk saat evinin altında bekledim, bir paket sigara ile beraber bol miktarda göz yaşı tükettim. Eşcinsel olduğumu bilen bir arkadaşımın yanında aldım soluğu. Skype'a girdim ve çevrim içiydi. Oradan iki buçuk saat beklediğimi ve sabah gideceğimi söyledim. Tekrar evine geldim ve on dakika kadar görüştük. Birer sigara içtik sarıldık ve ayrıldık. Hakan beni çok eğlendirdi. Bol bol gezdik, yedik, içtik. Şu an ise hala boşluktayım. Yazdığım yüzlerce şarkı sözünü bestelemek için uğraşıyorum. Her denememde bir yanım acıyor ve yarım bırakıyorum. Tamamlayamıyorum. Yirmi gündür görüşmüyoruz. Sesini özledim.
Thursday, February 28, 2013 Posted by Gay Beyi 2

Thursday, January 10, 2013

Bir deniz kıyısında..

Merhaba sevgili blog. Üç dört aydır yazmıyorum. Sanırım unutuyorum artık yazmayı. Hafızamı yoklayım biraz bakalım neler hatırlayacağım. 


"O" gittikten sonra çok özledim her zaman ki gibi. Dayanamadım ve bir ay sonra yanına gittim Cem Adrian konserini bahane ederek. Konserden bir gün önce oradaydım. Beni karşılamaya gelecekti uyuya kalmış pislik. Evini biliyorum tabi bindim dolmuşa yola koyuldum. Telefonla aradım ve "Neredesin ben indim?" dedim. Panik oldu bir an için "Of !yavrum çok özür dilerim.Uyuya kalmışım. "dedi. Ben de biraz daha uyumasını söyleyip telefonu kapattım. Merdivenlerden çıkarken nasıl gülüyorum görmelisin :) Aradan iki dakika geçmişti ve ben kapıyı çalmıştım. Uykulu gözleriyle kapıda beni görünce gülümsedi. Boynuna atladım hemen sıkıca sarıldım. Sabah altıda yatmış o an da sekiz buçuk falan. Biraz daha uyu dedim, onaylayıp yatağına girdi tekrar. Kapı arasından biraz seyrettim, gözlerini açtı, beni görmesin diye kaçıverdim hemencecik. Bir kaç saat sonra uyandı kahvaltı yaptık. Sucuklu yumurtası ve yağlı tostu meşhurdur sıpanın. Bir güzel yedik. Yolculuğu falan sordu klasik cevaplar bilmem ne... Ablası ile kaldığı için rahat gürültü çıkartamıyoruz akşamları. Arkadaşlarının evine gittik. Oynadığımız ortak bir oyun sebebiyle tanıdığım insanlar bu arada. Bir tanesiyle de her gece görüntülü konuşma yapıyoruz samimiyiz yani ismi Hakan. Koca burunlu, dünyanın en gereksiz insanı der çoğu kişi onun için çünkü çok konuşuyor. Aslında duygusal birisi severim. Neyse o öğrenci evinde kalıyoruz. Gündüz beraber okula gidiyoruz ben kantinde Hakan ile oturuyorum falan.  Ertesi gün yine okula gittik. Kampüs içinde gezdiriyorlar beni sanki hiç görmediğim bir yermiş gibi. Bak burası Fen Edebiyat Fakültesi, bak burası klüpler binası, bak öğrenci işleri. O sırada diğer ev arkadaşlarından birisi var Hakan'ın. Yanımızdan ayrıldı derse girmek niyetiyle. O esnada garip bir hava oluştu. Fotoğraf çekiyorduk. Makinenin sarjı bitince kola çekirdeğe dönüş yaptık.Karşımızda Karadeniz'in görüntüsü. Laf lafı açtı ve Cem Adrian konserine geldi muhabbet. 

-Hakan: Lan o adam Gay imiş.
-Ben: Evet ne olmuş ? Gay diye müziğini de mi dinlemeyelim ?
-Hakan: Yok ya ben de severim Cem'i zaten.
-Ben: O zaman sorun yok. 
-Hakan: Evet.

Sonrasında eşcinsel karşıtı olup olmadığını öğrenmek için başımdan geçen bir olayı anlattım. "Lan Hakan benim bir arkadaşım vardı. Günlüğünü buldum ve saygısızlık yapıp okudum. Eşcinsel olduğunu öğrendim. Kendini öldürmeye kadar varmış çocuk. Sonra ona gizli bir mail attım rahatlaması için. Kendini sevmesi gerektiğini söyledim ve şu an hayata son derece olumlu bakıyor." dedim. Cevap olarak "Sen hayatımda gördüğüm en iyi insanlardan birisin moruk." dedi. Az daha ona söyleyecektim ki diğer çocuk yanımıza geldi tekrar. "O"nun yanında sürekli bulunan birinin bilmesi fena olmazdı. Haberlerini daha net alabilirdim. Sık görüşemiyoruz artık. Kim bilir belki bir gün söylerim...

Konser Günü

Sabırsızlıkla bekliyordum ve hala biletim yoktu. "O" nun mide ilacını almak için evine uğradık tekrar. Dolmuşta, meydana giderken konsere gelmek istemediğini söyledi. Hakan parası olmadığı için çoktan ekmişti bizi. Ben de yalnız mı gideyim triplerine bağladım. İkna edemedim bir türlü. Bilet satılan yeri bulduk ve bilet kalmamıştı. Sevinçten uçacaktı neredeyse. Konser alanında bilet satıldığını duyunca koştur koştur bilet almaya gittik. İki tane bilet aldım. Bileti alırken ki bakışlarını hiç unutmayacağım. Neden yaptın bunu der gibi. Konserin başlamasına 2 saat vardı. Eşyalarımızı Hakan'ın evine bırakmaya gittik. Dolmuş yolculuğu boyunca ağzıma tükürdü afedersin. "Ben istemiyorum bileti Hakan'a verelim o seninle gelsin." Çıldırmak üzereydim. En büyük hayalim yıkılmak üzereydi. "O" yanımdayken şarkılar anlam kazanacaktı hiç olmadığı kadar. Alana tekrar geldiğimizde kuyruk vardı. Sıra beklemeyi de hiç sevmez. Biraz bekledik ve içeri girdik. En güzel yerlerden birini kaptım hemen. En öndeydik. Sahnenin tam karşısında. Cem oldukça geç çıktı sahneye. Geciktiği her beş dakikada bir cezasını ben çektim resmen. "Nerede bu ? Nerede kaldı ? Ayıp ya!!".Ben "Bekle yavrum az kaldı yavrum. Lütfen beni üzme yavrum. Ne olur yapma bunu bana." diye diye dilimde tüy bitti. Nihayet Cem sahneye çıktı. Her şarkısında gözlerim doldu. Bir deniz kıyısında neredeyse ağlıyordum. Kafamı çevirip yüzüne bakamıyordum "O"nun. Konser bittikten sonra Meydana kadar yürüyerek Cem'i takip ettik. Piyanisti Sezgin bize bakıp duruyordu yürürken. Meydana varana kadar kaybettik onları. Atladık dolmuşa Hakan'ın evine doğru. Yol boyu "Bana ne yaptın ? " diyerek Cem'in şarkısıyla dalga geçti. Küfürler savurdu. Olsun onunla gittim konsere. Hayalimi gerçekleştirdim. Cem Adrian'ı "O" nunla beraber dinledim.
















O günden bir hatıra.

Bir kaç gün daha kalıp eve döndüm. Çok ama çok özledim. Şimdilik bu kadar sevgili blogum ve takipçileri.


Thursday, January 10, 2013 Posted by Gay Beyi 0

Wednesday, September 19, 2012

Elveda sevgilim.

Haydi git artık. Bir süre görmeyeyim seni. Şarkılar dinleyip ağlayayım arkandan. Sen aynı sen, ben aynı ben, yol aynı yol, biz kaybeden...
Wednesday, September 19, 2012 Posted by Gay Beyi 1

Emin olmak istiyor.

Merhabalar efendim. Uzun süredir yazmıyorum. Malum eşcinsel olduğumu öğrenen insan sayısı ikiye çıktı. İçimi onlara döküyorum ama bilenlerden sadece bir tanesi eşcinsel. O yüzden beni en iyi sizler anlarsınız...


Gel gelelim konuya... Yaktım sigaramı başladım yazmaya...

Aşık olduğum adamla son 2 senedir en uzun yazımı geçirdim. Eğlendik, gezdik, dolaştık... Bulduğum her fırsatta yanaklarını sıktım, okşadım yumuşacık yanaklarını kirli sakallarıyla. O kadar çok "gay" terimiyle karşılaşıyoruz ki beraberken. Online oyun oynuyoruz. Makara olsun diye "i am gay" yazıyor ve gülüyor. Ben de "me too" diye ekliyorum. Parkta oturuyoruz bir de bakmışız tepemizde kendini kaybetmiş bir eşcinselin telefon numarası " 05** *** ** ** , veriyorum !!! ". Sadece gülüp geçiyor falan... Sonrasında espiri yapmaya çalışarak "gel seni karıya götüreyim. " dedi. Benim surat ifadem aynen şu " :O " . Gülerek geçiştirmeye çalıştım. Baktım ısrarla devam ediyor, "yeter artık bokunu çıkartma !" dedim. "Neden?" diye soruverdi. İçimden o an her şeyi itiraf etmek geçti. Sana aşığım, ben gay'im diyemedim. Dudaklarım büzüldü ve sustum. "Gel bunu ılık (sıcak çikolata) eşliğinde konuşalım" dedi.

Sıcak çikolatadan nefret ederim, ne kadar çikolataya bayılsam bile. Ama yıllardır içiyorum O'nunla birlikteyken. Sinirliydim. Sıcak çikolatadan nefret ettiğimi ve yıllardır kendisi sevdiği için içtiğimi söyledim. Gelen cevap ise... "Acaba daha neler saklıyorsun benden...."

Herhangi bir şey saklamıyorum kendisinden, hayatımın en büyük gerçeği dışında tabi... "Var tabi ki , ama henüz zamanı değil." diye çıkıverdi ağzımdan. Söylememi isteyerek zorladı beni. Tabi ki sustum.

Sonuç...

Haydi bana söyle de emin olayım diyor resmen. Ama kendisini kaybetmekten çok korktuğum için söyleyemiyorum.
Wednesday, September 19, 2012 Posted by Gay Beyi 2

Sunday, June 10, 2012

Acı Çekiyorum

Aşık olduğum adamın yanına geldim bugün. Otogarda gördüğüm an sıkıca sarıldım. Cesaret edip boynundan öpmek istedim ama bavulumu alma telaşıyla yapamadım. Sigaralarımızı yakıp dolmuş durağına kadar yürüdük. Yolculuktan bahsetmemi istedi. " Uyudum " dedim. Dolmuşa binip kızın evine gittik. Hala oradayım yani burada.  Her şey yolunda gidiyordu, ta ki sevgilisi ile beraber 30 saniyede bir şapur şupur öpüşene kadar. Her öpücük sesinde içimden bir parça eksiliyordu sanki. Yan odaya gidiyor öpüyor ve geri geliyor. Şu an yastıkla birbirlerine vuruyorlar. Seslerini duyabiliyorum. Ağlamak istiyorum ama yapamıyorum. Acı çekiyorum. Daha 1 hafta buradayım sanırım. Koskoca İstanbul'a değiştiğim adam bana farkında olmadan veya olarak acı çektiriyor.  Doğuştan oyuncu olduğum için rolümü harikulade oynuyorum. Kafamı çeviriyorum falan bunlar öpüşürken. Sarıldıklarında onlara bakıp gülümsüyorum. Bunu rahatça yapabilmeme yardımcı oluyor kahrolası sürtük. Tatlı bir kız aslında. Bir suçu yok sonuçta. Elim kolum bağlı burada yazı yazıyorum. Yazmak beni rahatlatıyor bir nebze de olsa. Gay olduğumu itiraf ettiğim arkadaşımı durumdan haberdar ettim. Benim asla onunla beraber olamayacağımı ama o kızında miyadının dolacağını söyledi. Tam son cümlemi yazarken odama girdi aşık olduğum adam,  az önce. Gözlerim dolu. Cüzdanını arıyor. Hızlıca sayfayı sakladım. Ve "iyi geceler yavrum " cümlesini kurup gitti. İçeride gülüşüyorlar. Aynı yatakta. Of ! Belki etkisi olur diye uyuyacağım sessiz olun biraz dedim kısık sesimle. Her saniye ölüyorum sanki. Kulağıma son ses müzik takıp uyusam iyi olacak. Yeşil Gay kan kaybediyor...

Sunday, June 10, 2012 Posted by Gay Beyi 3